dax marketing
bbco masthead reklam
×
Köşe Yazıları
Paylaş

Yapay Zeka Sayesinde Nasıl Tekrar 'İnsan' Olduk?

Bu İçeriği Yapay Zekâ (AI) ile Özetleyin:

10 Şub 26
Paylaş

Ajans dünyasında genelde müşteri talepleri, bitmeyen revizyonlar ve operasyonel süreçler arasında yaratıcılığa ayrılması gereken zaman hep törpülenirdi. Bu "operasyona gömülme" hali, yaratıcı düşüncenin önündeki en büyük engeldi. 

İşte yapay zeka, tam olarak bu denklemi değiştirmek ve o kaybedilen yaratıcı zamanı bize geri vermek için hayatımıza girdi.

Klasik bir ajanstan, teknoloji üreten bir platforma evrilme yolculuğumuzda biz yapay zekayı; işimizi elimizden alacak bir "robot istilası" olarak değil, omuzlarımızdaki "görünmez yük taşıyıcı" olarak konumlandırdık. Ve bu süreçte çok kritik bir şeyi fark ettik: Yapay zeka yaratıcılığı değil; yaratıcılığın önündeki en büyük engeli, yani "angaryayı" öldürüyor.

Artık "Aramakla" Değil, "Yaratmakla" Meşgulüz

Reklamcılığın en büyük paradoksu şuydu: İnsanı anlamak ve ona dokunmak için çıktığımız bu yolda, zamanla insanı veriye indirgeyen, excel hücreleri arasında kaybolan "operatörlere" dönüştük. 

Yaratıcılık, harcadığımız o muazzam zihinsel eforun gölgesinde kaldı. Yani yıllarca madenciler gibi toprağı kazmaktan, elimizdeki elması işlemeye vakit bulamadık.

Bugün yapay zeka, milyonlarca veri noktasını tarayarak "kim?" ve "nerede?" sorularını saniyeler içinde, duygusuz bir matematiksel kesinlikle çözüyor. Bu, bizim üzerimizdeki o ağır "madencilik" yükünü alıyor.

Böylece biz, "bulan" değil, "hisseden" tarafa geçiyoruz. Özellikle bizim gibi bir gerçek kullanıcı deneyimli içerik platformu olarak odağında insan hikayeleri (UGC) olan bir alanda, bu ayrım hayati önem taşıyor. 

Yapay zeka en doğru profili bulup önümüze koyduğunda, biz içerik üretirken artık teknik detaylara değil; bir annenin bebeği için duyduğu o saf hassasiyeti markayla nasıl buluşturacağımıza, o hikayenin dokusunu nasıl işleyeceğimize odaklanıyoruz.

Yani "veri taşıyıcısı" olmaktan çıktık, "duygu mimarı" olduk.

Markaların "Sihirli Değnek" Yanılgısı

Ancak burada markalar tarafında düzeltilmesi gereken tehlikeli bir algı var. Çoğu marka, yapay zekayı maliyetleri sıfırlayan bir "Bedava Üretim Makinesi" sanıyor. "Yapay zeka yapsın, her şey otomasyonla çözülsün" beklentisi, işin ruhunu öldüren bir tuzak.

Yapay zeka bize kusursuz bir metin yazabilir, harika bir görsel kurgulayabilir. Ancak o içeriğe, tüketicinin kalbine dokunacak o "samimiyeti", o "titrek sesi" ya da "yaşanmışlığı" katamaz.

Biz markalarımıza hep şunu hatırlatıyoruz: Yapay zeka iskeleti kurar, ama ona canı hala insan verir. Teknolojinin görevi insanı taklit etmek değil; insanın en doğal halini en doğru kitleyle buluşturmaktır.

Gelecekte Bizi Ne Bekliyor?

Önümüzdeki dönemde ajans dünyasındaki en büyük kırılımın "Hiper-Kişiselleştirme" olacağını düşünüyorum. Genel geçer reklamlar devri kapanıyor. Artık her tüketiciye, sanki sadece onun için çekilmiş gibi hissettiren içerikler sunabileceğiz.

Ama günün sonunda, ajansların ve markaların unutmaması gereken hassas bir denge var: Yapay zeka bizim "yardımcı pilotumuzdur"; kaptan koltuğunda hala duygusal zekasıyla, empati yeteneğiyle ve öngörüsüyle insan oturmak zorundadır.

Biz Rooas’ta teknolojiyi seviyoruz ama insana aşığız. Çünkü biliyoruz ki; en gelişmiş algoritma bile, bir insanın kamera karşısındaki samimi bir gülümsemesinin yarattığı güveni kodlayamaz. Sadece o gülümsemenin daha fazla kişiye ulaşmasını sağlar.

Yazar Hakkında

Furkan Kalkan - Kurucu, Rooas

Dijital pazarlama ve reklamcılık kökenli bir girişimci. Yıllarca ajans dünyasında markalar ve içerik üreticileri arasındaki kaotik süreçleri deneyimledikten sonra, bu süreçleri teknolojiyle çözmek adına UGC platformu Rooas'ı kurdu. "Teknoloji, insan yaratıcılığını özgürleştirmek içindir" felsefesini benimseyen Furkan, bugün markaların içerik süreçlerini otomatize ederken, insani dokunuşu ve samimiyeti merkeze alan çözümler üretiyor.

DAX Güncel

Öne Çıkan Dijital Pazarlama Ajansları

Tümünü Gör

Telif Hakkı © 2025 | Her Hakkı Saklıdır |