Sezgiden Veriye: AdQ ile Reklam Performansını Yeniden Okumak
Dax | Dax | 4 dk okuma
1) AdQ fikri ilk nasıl ortaya çıktı? Bu platformla çözmek istediğiniz temel problem neydi?
AdQ fikrinin temelinde aslında en başından beri bizi düşündüren çok net bir ihtiyaç vardı: reklamların gerçekten nasıl bir etki yarattığını ölçebilmek. Adgager olarak ilk günden beri tüketici içgörüsü, geri bildirim ve etki ölçümü tarafına yakın bir yapıdaydık. Zaman içinde pazar araştırması alanında büyüdükçe, markaların reklam performansını anlamak konusunda hâlâ önemli boşluklar olduğunu daha net görmeye başladık.
Bugün bir reklam filmi yayına girdikten sonra markalar çoğu zaman “Bu film gerçekten etkili oldu mu?”, “Tüketicide nasıl bir iz bıraktı?”, “Rakiplerine göre nerede duruyor?” gibi çok kritik sorulara net, karşılaştırılabilir ve düzenli cevaplar bulmakta zorlanıyordu. İşte AdQ tam bu noktada ortaya çıktı.
AdQ’yu, reklam filmlerinin ve ilgili kreatif materyallerin tüketici ve potansiyel tüketici üzerindeki etkisini ölçen; bunu da standart, karşılaştırılabilir ve sürdürülebilir bir yapıda markalara sunan bir platform olarak kurguladık. Yani sadece bir reklamı ölçen bir araç değil, reklam performansını zaman içinde izlenebilir ve başka reklamlarla kıyaslanabilir hale getiren bir referans sistemi kurmak istedik. Temel hedefimiz, reklam değerlendirmesini daha sezgisel bir alandan çıkarıp daha somut, daha sistematik ve daha ölçülebilir bir zemine taşımaktı.
2)AdQ’dan önce markalar reklamlarına dair geri bildirimi genelde nasıl topluyordu? Bugün neden daha veri odaklı bir yapıya ihtiyaç duyuluyor?
AdQ’dan önce markalar reklamlarına dair geri bildirimi çoğunlukla farklı kaynaklardan ve parçalı biçimlerde topluyordu. Kimi zaman klasik araştırmalar, kimi zaman fokus grup çalışmaları, kimi zaman ajans yorumları, sosyal medya tepkileri, satış verileri ya da dijital kampanya metrikleri üzerinden bir değerlendirme yapılıyordu. Bunların her birinin kendi içinde değeri var; ancak çoğu zaman bu veriler ya birbirinden kopuk oluyor ya da reklamın gerçek etkisini standart bir yapıda karşılaştırmaya yeterince imkân vermiyordu.
Bizim AdQ ile ayrıştığımız nokta da tam olarak burada başlıyor. Doğrulanmış ve seçilmiş kullanıcılarla çalışıyoruz, her reklam filmini belirli örneklem yapıları içinde ölçüyoruz ve sonuçları ağırlıklı skorlarla değerlendiriyoruz. Böylece reklamlar sadece tekil olarak yorumlanan işler olmaktan çıkıyor; birbirleriyle karşılaştırılabilen, performansı izlenebilen ve anlamlandırılabilen bir veri setine dönüşüyor.
Bugün neden daha veri odaklı bir yapıya ihtiyaç duyulduğu sorusunun cevabı ise çok net: Artık hiçbir marka sadece hisle hareket edemez. Karar alma süreçleri giderek daha karmaşık hale geliyor ve rekabetin yoğun olduğu bir ortamda verisiz ilerlemek ciddi bir risk yaratıyor. Üstelik yapay zekânın hayatımıza daha fazla entegre olmasıyla birlikte veri artık sadece toplanan bir şey değil; daha doğru kullanılan, daha hızlı anlamlandırılan ve daha güçlü karar desteği üreten bir yapıya dönüştü. Bu yüzden veri odaklılık artık bir tercih değil, doğru karar almanın temel şartlarından biri. Önümüzdeki dönemde bu ihtiyacın daha da artacağını düşünüyoruz.
3)AdQ bir reklamı değerlendirirken hangi temel kriterleri dikkate alıyor? Sizce bugün markaların reklam yatırımlarında en sık yaptığı ölçümleme hataları neler?
AdQ bir reklamı değerlendirirken sadece “beğenildi mi beğenilmedi mi” gibi yüzeysel bir yerden bakmıyor. Bizim için önemli olan; reklam dikkat çekiyor mu, mesaj doğru ve net geçiyor mu, marka yeterince görünür ve hatırlanır durumda mı, hedef kitleyle doğru bir bağ kuruyor mu ve genel olarak istenen etkiyi yaratıyor mu. Çünkü bazen çok beğenilen bir reklam, marka tarafında zayıf kalabiliyor; bazen de çok konuşulan bir iş, aslında mesajını doğru taşıyamıyor. Biz reklamı, estetik bir çıktı olmanın ötesinde, işlevini yerine getiren bir iletişim aracı olarak okumaya çalışıyoruz.
Markaların en sık yaptığı ölçümleme hatalarından biri, medya performansını reklam performansıyla karıştırmak. Yani yüksek izlenme, yüksek erişim ya da çok yorum almak, reklamın gerçekten etkili olduğu anlamına gelmiyor. Bir diğer hata da reklamı içeriden değerlendirmek. Marka ekibi ve ajans, işin içinde çok fazla kaldığı için çoğu zaman mesajın dışarıda da aynı netlikle algılandığını varsayabiliyor. Halbuki hedef kitlenin ilk temasta gördüğü şey çok daha farklı olabiliyor. Bir de tabii şu var: tek başına veri yetmiyor, o verinin bir referans çerçevesi içinde okunması gerekiyor. Skor varsa, onun nerede durduğunu da bilmek lazım.
4)AdQ, kampanya sonrası raporlama dışında markalara karar alma süreçlerinde nasıl bir avantaj sağlıyor?
AdQ’nun farkı, yalnızca kampanya bittikten sonra bir sonuç raporu sunması değil; markalara daha doğru karar alabilecekleri bir zemin hazırlaması. Reklamın hangi alanlarda güçlü, hangi alanlarda zayıf olduğunu görünür hale getirdiğinizde, bir sonraki aksiyon çok daha bilinçli alınabiliyor. Bu da pazarlama ekipleri için ciddi bir avantaj yaratıyor. Çünkü artık kararlar sadece “biz böyle hissettik” üzerinden değil, hedef kitlenin gerçekten nasıl tepki verdiği üzerinden konuşulabiliyor.
Bence burada en değerli taraflardan biri de ortak dil oluşturması. Marka ekibi, ajans, yaratıcı ekip ve yönetim aynı reklamı konuşurken herkesin elinde daha somut bir çerçeve oluyor. Bu, sezgiyi tamamen ortadan kaldırmıyor ama sezginin yanına savunulabilir veri koyuyor. Özellikle büyük bütçelerin konuşulduğu yapılarda bu çok önemli; çünkü iyi hissettiren iş ile iyi çalışan iş her zaman aynı şey değil.
5)AdQ PreTest yaklaşımı markalar için nasıl bir davranış değişikliği yaratıyor? -PreTest tarafında en sık karşılaştığınız, “keşke bunu yayına çıkmadan önce bilseydik” dedirten bulgular neler oluyor?
AdQ PreTest tarafında en büyük davranış değişikliği şu oluyor: markalar reklamı yayına çıktıktan sonra anlamaya çalışan bir yerden, yayına çıkmadan önce doğrulamaya çalışan bir noktaya geliyor. Bence bu çok kritik bir zihniyet farkı. Çünkü asıl maliyet, reklamın kötü çıkması değil; zayıf bir reklamın medya bütçesiyle büyütülmesi. PreTest burada “sonradan öğrenme” yerine “önceden görme” imkânı veriyor.
Bu tarafta en sık karşılaştığımız bulgulardan biri, marka ekibinin çok net olduğunu düşündüğü mesajın hedef kitle tarafından aynı netlikte okunmaması oluyor. Bazen film görsel olarak çok güçlü bulunuyor ama marka yeterince yazılmıyor. Bazen duygusu çok kuvvetli oluyor ama ürün ya da teklif arka planda kalıyor. Bazen de içeride çok beğenilen tempo ya da anlatım dili, dışarıda beklenen etkiyi üretmiyor. En klasik “keşke bunu önceden bilseydik” anı da burada çıkıyor zaten: içeride çok güvenilen bir detayın, dışarıda neredeyse hiç çalışmaması.
6)Artan medya maliyetleri ve azalan dikkat süresi, reklam araştırma çözümlerinin rolünü nasıl değiştiriyor?
Artan medya maliyetleriyle birlikte reklam araştırmasının rolü ciddi şekilde değişti. Eskiden araştırma biraz daha destekleyici, kampanya sonrası bakılan bir alan gibi görülebiliyordu. Bugün ise hata yapmanın maliyeti çok daha yüksek. Bu yüzden araştırma artık sadece ne olduğunu anlamak için değil, yanlış yatırımı önlemek için de kullanılıyor. Yani iş biraz lüksten çıkıp operasyonel akla dönüştü.
Azalan dikkat süresi de bu dönüşümü hızlandırıyor. İnsanlar artık reklama vakit ayırmak için beklemiyor; reklamın çok kısa sürede kendini ispat etmesi gerekiyor. Bu durumda “iyi prodüksiyon” yetmiyor. İlk etki, mesajın hızla kurulması, markanın doğru anda görünmesi ve dikkat tutma gücü çok daha önemli hale geliyor. Dolayısıyla reklam araştırması da daha hassas, daha çevik ve daha karar odaklı bir yapıya evriliyor.
7)Yapay zekâ destekli reklam üretiminin yaygınlaşması, ölçümleme ve reklam kalitesi açısından sizce neyi değiştirecek?
Yapay zekâ destekli reklam üretimi yaygınlaştıkça bence en büyük değişim şu olacak: reklam üretmek zor olmaktan çıkacak ama doğru reklamı seçmek çok daha zor hale gelecek. Çünkü çok kısa sürede çok fazla varyasyon üretilebilecek. Bu kulağa çok avantajlı geliyor ama aynı zamanda gürültüyü de artırıyor. İçerik sayısı arttıkça, gerçekten etkili olanı ayıklamak daha kritik hale gelecek.
Bu nedenle ölçümleme çok daha merkezi bir rol üstlenecek. Gelecekte mesele sadece “ne ürettik?” değil, “ürettiğimiz onca şey içinden hangisi gerçekten çalışıyor?” olacak. Yapay zekâ üretimi hızlandıracak ama kaliteyi garanti etmeyecek. Kaliteyi garanti eden şey yine hedef kitlenin gerçek tepkisi olacak. O yüzden ben ölçümleme tarafının önümüzdeki dönemde daha da güçleneceğini düşünüyorum.
8) Bugüne kadar verilerde karşılaştığınız ve sizi gerçekten şaşırtan bir sonuç oldu mu? “Bu işin etkisi böyle çıkmaz” deyip sonradan fikrinizi değiştirdiğiniz örnekler yaşadınız mı? Bu alanda çalışırken “demek ki sektör bunu yanlış okuyormuş” dediğiniz en çarpıcı bulgu neydi?
Evet, verilerde bizi şaşırtan çok örnek oldu. Dışarıdan bakınca çok güçlü görünen, prodüksiyon kalitesi yüksek, yaratıcı dili çok iddialı işler bazen hedef kitlede beklenen etkiyi yaratmayabiliyor. Tersine, daha sade, daha az gösterişli ama mesajı çok net veren işler çok daha iyi sonuç çıkarabiliyor. Bu da bize şunu tekrar tekrar gösterdi: reklamın kendi gösterişiyle, marka etkisi aynı şey değil.
Bence en çarpıcı bulgulardan biri şu: çok konuşulan reklam her zaman çok çalışan reklam değil. İnsanlar reklamı hatırlayabiliyor ama markayı hatırlamayabiliyor. Reklam ilginç bulunabiliyor ama mesaj yanlış okunabiliyor. Sektör bazen görünürlüğü etkiyle fazla eşitliyor. Halbuki asıl mesele, reklamın gerçekten ne bıraktığı. Orada da bazen en yüksek sesli iş değil, en doğru kurulmuş iş kazanıyor.
9)Yaratıcı ekiplerin ölçüm sonuçlarından öğrenerek geliştirebileceği en kritik alan sizce hangisi?
Yaratıcı ekiplerin ölçüm sonuçlarından öğrenerek geliştirebileceği en kritik alanın, mesaj ile marka entegrasyonu arasındaki denge olduğunu düşünüyorum. Çok güçlü bir fikir bazen markanın önüne geçebiliyor. Reklam akılda kalıyor ama kime ait olduğu ya da ne söylediği tam oturmuyor. Ölçüm sonuçları burada çok öğretici oluyor; çünkü reklamın hangi bölümünde dikkat kazanıldığını ama hangi noktada marka ilişkisinin zayıfladığını daha net görebiliyorsunuz.
Bir diğer kritik alan da hedef kitle gerçekliği. İçeride çok iyi görünen bir fikir, dışarıda aynı etkiyi yaratmayabiliyor. Bu yaratıcı ekibin kötü olduğu anlamına gelmez; sadece hedef kitlenin okuma biçiminin farklı olduğunu gösterir. Veri burada yaratıcılığı sınırlayan değil, daha isabetli hale getiren bir şey. İyi yaratıcı ekipler bunu bir fren gibi değil, ayar mekanizması gibi kullanıyor.
10) Bugüne kadar sizi en çok etkileyen, hafızanızda yer eden reklamlar hangileri? Bugün AdQ’nun sunduğu ölçüm perspektifiyle baktığınızda, o reklamları artık farklı okuyabiliyor musunuz?
Beni etkileyen reklamlar genelde sadece iyi çekilmiş olanlar değil; doğru içgörüye oturan, duyguyu net taşıyan ve markayı hikâyenin doğal bir parçası haline getiren işler oluyor. Hafızada kalan iş dediğimiz şey çoğu zaman sadece güzel görünen değil, zihinde çok temiz bir iz bırakan iş oluyor. Bazen bunu büyük prodüksiyon yapıyor, bazen de çok basit ama çok doğru bir fikir yapıyor.
AdQ perspektifiyle bakınca reklamları artık daha katmanlı okuyorum. Eskiden daha çok fikir, estetik ve prodüksiyon tarafına bakarken; şimdi otomatik olarak “marka ne kadar yazılmış, mesaj ne kadar net geçmiş, beğeni ile hatırlanma aynı yerde buluşmuş mu?” gibi sorular da devreye giriyor. Yani reklamı sadece yaratıcı bir ürün gibi değil, aynı zamanda ölçülebilir bir iletişim sistemi gibi görmeye başlıyorsunuz. Bu da aslında reklam sevgisini azaltmıyor; tam tersine, onu daha net okumayı sağlıyor.
DAX Güncel

Restoranlarda Garson-Müşteri İletişimini Yapay Zeka Analiz Edecek
Yeme-içme sektöründe bugüne kadar sezgilerle yönetilen garson–müşteri etkileşimi, NarPOS’un geliştirdiği yeni yapay zeka modülüyle analiz edilebilir hale geliyor.

2. GEV Gelecek Zirvesi, 3 Haziran 2026’da MEXT Teknoloji Merkezi’nde!
Gedik Eğitim Vakfı (GEV) tarafından bu yıl ikinci kez düzenlenecek olan GEV Gelecek Zirvesi, 3 Haziran 2026 tarihinde MEXT Teknoloji Merkezi’nde gerçekleşecek.

Yoğun Yağış, E-ticarette Satıcıların Satış Performansını Yukarı Taşıdı
Türkiye genelinde etkili olan yoğun yağış, kullanıcıların e-ticaret alışveriş tercihlerini hızla değiştirirken, bu değişim Trendyol ekosistemindeki satıcıların satış performansına da doğrudan yansıdı.
Öne Çıkan Dijital Pazarlama Ajansları
Tümünü GörProjeler ve Ajansları
Tümünü Gör
Peli Parke Web Sitesi Dıverseffect İmzalı Yeni Yüzüyle Yayında!
Türkiye’nin zemin kaplama sektöründeki öncü markalarından biri olan Peli Parke’nin yeni web sitesi, teknoloji, estetik ve kullanıcı deneyimini bir araya getiren Diverseffect imzasıyla yayına alındı.
16 Eki 25

Diverseffect, Link Bilgisayar’ın Yeni Dijital ve Kreatif Ajansı Oldu
1984 yılında yüzde yüz Türk sermayesiyle kurulan ve bugün Türkiye’nin önde gelen yazılım firmaları arasında yer alan Link Bilgisayar , dijital dünyadaki...


Borsan Web Sitesinde Clokwork İmzası!
Türkiye’nin köklü kablo üreticilerinden olan Borsan, dijital dünyadaki varlığını güçlendirmek adına web sitesini Clockwork’ün deneyimi ile baştan sona yeniledi.

