dax marketing
Haberler
Paylaş

“Yapay Zekâ Disleksi Tanısında Yüzde 99’luk Doğruluk Sağladı”

Bu İçeriği Yapay Zekâ (AI) ile Özetleyin:

Dax| 4 dk okuma
7 Oca 26
Paylaş

Disleksi, okuma ve yazma gibi temel becerileri etkileyen nörogelişimsel bir bozukluk olarak, dünya genelinde milyonlarca çocuğun akademik ve sosyal yaşamını derinden etkiliyor. Bahçeşehir Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Günet Eroğlu ve Raja Abou Harb tarafından yürütülen ve Dyslexia Dergisi’nde yayınlanan yeni bir çalışma, disleksinin beyin dalgaları üzerinden yapay zekâ ile yüzde 99,6 doğruluk oranıyla tespit edilebileceğini ortaya koydu.

Disleksi Nedir ve Kimleri Etkiler?

Disleksi, beynin bilgiyi işleme merkezindeki farklılıklardan kaynaklanan, en yaygın öğrenme güçlüklerinden biridir. Kişinin dil ile ilgili sesleri ayırt etmesini, kelimeleri tanımasını ve okuma-yazma becerilerini edinmesini zorlaştırır. Toplumun yaklaşık yüzde 10’unu etkileyen bu durum, bireylerin okul ve sosyal yaşamında haksız etiketlemelere maruz kalmasına yol açabiliyor. Ancak doğru tanı ve destekle, disleksi bireyler potansiyellerini en üst düzeye çıkarabiliyor.

Yapay Zekâ ile Disleksi Teşhisinde Devrim

Bahçeşehir Üniversitesi’nden Dr. Günet Eroğlu ve Raja Abou Harb’ın gerçekleştirdiği araştırmada, 200 çocuğun QEEG (Kantitatif Elektroensefalografi) verileri analiz edildi. Sonuçlar, disleksili çocukların beyinlerinde "Theta" dalgalarının daha yüksek, "Beta-1" dalgalarının ise daha düşük olduğunu gösterdi. Yapay zekâ algoritmaları, bu verileri kullanarak disleksi teşhisinde yüzde 99,6 doğruluk oranına ulaştı.

QEEG ve Beyin Dalgaları Analizi

QEEG yöntemiyle elde edilen bulgular, disleksi teşhisinde objektif ve hızlı bir yaklaşım sunuyor. Özellikle Theta ve Beta-1 dalgalarındaki farklılıklar, yapay zekâ destekli analizlerin başarısını artırıyor.

Nöro Geribildirim ile Kişiselleştirilmiş Müdahale

Araştırmada ayrıca nöro geribildirim (neurofeedback) teknolojisinin etkileri de incelendi. 100 seanslık uygulama sonunda, disleksili çocukların yüzde 48’inin beyin dalgaları yapay zekâ tarafından "normal" seviyede sınıflandırılmaya başlandı. Bu sonuçlar, disleksinin sabit bir durum olmadığını ve doğru teknolojik yaklaşımlarla gelişimin desteklenebileceğini gösteriyor.

Uzman Görüşü: Disleksi Sabit Bir Durum Değil

Auto Train Brain CEO’su Dr. Günet Eroğlu, yapay zekânın insan gözünün kaçırabileceği karmaşık yapıları kısa sürede analiz edebildiğini belirtti. Eroğlu, “QEEG verileri üzerinden yaptığımız değerlendirmelerde ulaşılan yüksek doğruluk oranı, bu teknolojinin öğrenme güçlükleri alanında ne kadar güçlü bir araç olabileceğini gösteriyor. Bu sadece disleksi için değil, gelecekte farklı nörogelişimsel durumların anlaşılması açısından da önemli bir adımı oluşturuyor.” dedi.

Beyin Sinyalleriyle Bilinçli Tedavi Kararları

Eroğlu, çalışmanın en önemli katkılarından birinin disleksinin beyin sinyalleri üzerinden daha erken ve net şekilde anlaşılmasını sağlamak olduğunu vurguladı. “Makine öğrenimi sayesinde, nöro geribildirim terapisine başlamadan önce hangi çocukların bu yöntemden daha fazla fayda görebileceği öngörülebiliyor. Böylece aileler, her yerde uygulanabilen ve daha ulaşılabilir maliyete sahip bu yönteme bilinçli bir şekilde karar verebiliyor” ifadelerini kullandı.

Sonuç: Dislekside Erken Teşhis ve Teknolojinin Rolü

Disleksi teşhisinde yapay zekâ ve beyin dalgaları analizinin kullanılması, erken tanı ve kişiselleştirilmiş tedavi süreçlerinin önünü açıyor. Bu gelişmeler, disleksiye sahip çocukların akademik ve sosyal potansiyellerini en iyi şekilde değerlendirmelerine olanak sağlıyor. Araştırma, disleksinin bir engel olmaktan çıkıp başarıya giden bir yola dönüşebileceğini gösteriyor.

DAX Güncel

Öne Çıkan Dijital Pazarlama Ajansları

Tümünü Gör

Telif Hakkı © 2025 | Her Hakkı Saklıdır |